İş-Yaşam Dengesi için 10 Tavsiye
Teknolojik gelişmeler ve değişen sosyolojik yapılar nedeniyle günümüz modern insanının karşılaştığı davranış düzlemleri hiç olmadığı kadar çeşitlenmiştir. Davranış düzlemlerinin çeşitlenmesi rol çatışmalarının artmasına yol açmaktadır. Modern insan bir yönüyle ailenin, sosyal hayatın ve bireyselliğin parçası iken bir yönüyle de organizasyonun üyesidir. Bu iki farklı kutbun birbiriyle çatışan beklentilerine maruz kalan insan, denge kurmakta zorlanabiliyor. Literatürde bu durum iş- yaşam dengesi (work-life balance) olarak inceleniyor. Çalışma koşulları iş-yaşam dengesinin sağlanması konusunda önem arz etse de bireysel ve örgütsel çabalar olmaksızın iş yaşam dengesinin kurulması güç görünüyor. Pek çok insan yoğun iş temposunda, iyi bir yaşam sürmek için çalışmanın bir araç olduğunu unutabilmektedir. Bu durum çalışanın yaşam boyutu aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. Çalışmayı araç olmaktan çıkarıp amaç olarak gören “işkolikler” ailelerine, arkadaşlarına ve hatta kendilerine zaman ayıramamaktadır. Diğer bir açıdan bakıldığında ise pek çok insan yaşamıyla ilgili hususları iyi yönetemediği için iş hayatında beklenen performansı gösterememektedir. Özel sektör, bu konuda daha katı kurallarla örgütsel hedeflerini koruma altına almış gözükse de kamu kurumlarında olduğu gibi özel hayatı ile iş hayatını birbirine karıştıran insanlarla mücadele etmek durumunda kalıyor. Mesai saatleri içerisinde ailevi sorunlardan kaynaklı işe kendini verememe veya kişisel hobilerle ilgili sanal kaytarma eylemleri çalışanın iş yaşamı aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. Organizasyon açısından istenmeyen sonuçlar doğurma potansiyeli olan iş-yaşam dengesizliği çalışanın eylem ve uygulamalarına bırakılamayacak kadar önemlidir. Tarafların (çalışan ve organizasyon) ortak çabası ile dengenin sağlanması daha muhtemeldir.
Aynı iş yerinde aynı pozisyonda çalışan iki insanın farklı iş-yaşam dengesi düzeyine sahip olmasının birçok nedeni olabilir. Yaş, cinsiyet, medeni durum ve eğitim seviyesi gibi demografik değişkenler açısından iş-yaşam dengesi düzeyleri değişiklik gösterebilmektedir. 2017 yılında Atatürk Üniversitesi akademik personeli üzerinde yapılan bir araştırmaya göre erkeklerin iş-yaşam dengesi kurmada kadınlara göre daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca evli insanların bekârlara göre iş- yaşam dengesi kurmada daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Yaş ve unvan arttıkça iş-yaşam dengesi düzeyinin arttığı araştırmanın diğer bir sonucudur. Söz konusu demografik değişkenlere müdahale edilme şansının düşük olması nedeniyle örgütsel müdahaleler ile istenen olumlu sonuçlar alınmaya çalışılabilir.
İnsan kaynakları departmanları, işyerinde çalışan bireylerin verilerini işe alım sürecinden başlayarak kayıt altında tutmaktadır. Bu veriler efektif kullanılarak çalışanların ihtiyaçlarına yönelik destekleyici insan kaynakları uygulamalarından yararlanılabilir. Bu sayede çalışanların verimlilik düzeyleri artırılabilir ve organizasyona karşı aidiyet duygusunun geliştirilmesi desteklenebilir. Çizilen bu çerçeve göz önünde bulundurularak çalışanlara ve yöneticilere iş yaşam dengesinin sağlanmasında etkili 10 tavsiyeden söz edilebilir. Bunlar;
- Çalışmanın amaç değil araç olduğunu unutmayın
- Planlı hareket etmeye özen gösterin
- Öngörülemeyen durumlar için ihtiyat payı bırakın
- Sağlığınızı ihmal etmeyin
- Yıkıcı rekabetten kaçının
- Zaman kaybettiren insanlardan uzak durun
- İşinizle ve özel yaşamınızla ilgili birbiriyle kesişmeyen kırmızıçizgiler koyun
- Hangi durumlarda ulaşılabilir olacağınıza siz karar verin
- Eve iş, işe özel yaşamınızı getirmeyin
- Yetişemediğiniz konularda yardım istemekten çekinmeyin
Arş. Gör. Fatih UÇAN

